RÖPORTAJ / Haberler / ROJ YİĞİT

rojyigit // Haberler
RÖPORTAJ

_ Bize biraz kendinizden bahseder misiniz? =20.08.1980 Van Başkale doğumluyum. Küçük yaşta oradan ayrıldık. İstanbul’a yerleşerek öğrenimimi buradan devam ettim. Sanat ve edebiyatla çok küçük yaşta tanıştım tiyatro eğitimi alarak tiyatro eğitmenliği, sanat yönetmenliği gibi dallarda yer aldım, bu tarz çalışmalarımı hala keyif ile yapmaktayım. _ Şiire ilginiz ne zaman başladı? =Şiire ilgim ilkokul yıllarında başladı, okullar arası yapılan yarışmalarla başladım öncelikle sadece öylesine yazdığım yazılar vardı, şimdi öylesine yazılanlar yok daha kalıcı ve daha sistemli olanlar var. _ Etkilendiğiniz ya da esinlendiğiniz şairler var mı? =Etkilendiğim yazdıklarını beğeni ve hayranlıkla okuduğum şairler var elbette ki bunlar. Ahmet Arif, Ahmet Telli, Adnan Yücel. _ En çok hangi zamanlarda şiir yazabiliyor ya da sanata yoğunlaşıyorsunuz. =Belirli bir zaman dilimim yok, herhangi bir olaydan etkilenip duygu yoğunluğu yaşamamışsam, her zaman yazarım. Yeter ki yazacak yer, kâğıt ve kalem bulunsun. Ben yazmayı, üretmeyi seviyorum. _ Çıkardığınız Cemre ve Bahar adlı şiir kitabınızdan beklediğiniz ilgiyi görebildiniz mi? =Evet, gördüğüme inanıyorum, okuyuculardan gelen ilgi ve tepkileri buna örnek olarak verebilirim. Katıldığım söyleşiler, tanıtımlar vb. çalışmalarımda yüz yüze görüştüğüm insanlarla yaptığımız konuşmalarda gelen tebrik, öneri, güzel sözleri buna cevap olabiliyor. _ Bundan sonra yeni bir kitap çıkartmayı düşünüyor musunuz? =Evet, çıkarmayı düşünüyorum ve şuan hazırlık aşamasındayım. Yazmayı çok seviyorum bu sevgi boş durmama engel oluşturarak beni üretmeye itiyor. _ Ne tür bir kitap olacak yine şiir mi yoksa farklımı? =Evet, yine bir şiir kitabı ile okuyucularımla buluşacağım, buna ek olarak ta, kitabımın en son sayfasındaki aykırıdan zeki kıza yazısı gibi anlatılarda olabilir. _ Şiirlerinizi hangi koşullarda kâğıda döküp yayınladınız? =Şiirlerim zaten hazırdı, uzun zamandan beri arşiv şeklinde bekliyordu, sadece bir yayın evinin biz buradayız, sen nerdesin? Demelerini bekliyordum. Bu soru da Tevn yayınlarından geldi ve bende cevapladım. Cevapladığıma da sevindim. Bu konuda en büyük destekçim yayın danışmanım Mehdi Tanrıkuludur. _Şiire ilgisi olan sizin gibi genç şairlere tavsiyeniz var mı? =Duygularını yazmaktan korkmasınlar, paylaşmaktan çekinmesinler, bir yazının önce kabasını çıkarsınlar daha sonra onu imgelerle süslesinler, bir defa yazıp bırakmasınlar gerekirse bir yazıyla günlerce uğraşsınlar ve son olarak ta kendilerine dair bir tarz edinsinler. _Daha önce gazete, dergi ve web sitelerinde takip ediyorduk yazılarınızı fakat şimdi şiir kitabıyla karşımızdasınız, şimdi okuyucuya daha mı çok yakınsınız? =Tanınmak acısından evet daha yakınım diyebilirim, çünkü dergi ve gazeteler belirli ve kısmi yerlere ulaşılabiliyordu ama kitap genele yayıldı yurt içi yurt dışı birçok okuyucularım buna örnek olabilir. _ En çok etkilendiğiniz ya da sevdiğiniz şiiriniz hangisi acaba? =Belirli bir şiirim yok aslında çünkü hepsi genele hitap eden başkalarına dair yazılanlardır, hepsini de çok seviyorum, ama illaki sadece kendime dair yazdığım kısa bir dörtlükte olmalı diyerek yazdığım kısa bir şiirim var. Kitabımın girişindeki kısa şiirim. ... Aylardan ağustos Ya da haziran başı Ya da bir yılın kendisi Ya yaşamdan vaz geçecektim Ya da yaşamın kendisi olacaktım Bir söz ya da binlercesi Neysen ya da her neysen Hoş geldin ve hoş çakal sızı ... _ Yaşadıklarınızı mı aktardınız bu kitaba? =Yaşadıklarımızı, yaşayacaklarımızı ya da yaşayanlar. Etkilendiğim birçok duygunun serse nişi içerindeyken yazdığım çok şey var ama daha çok etrafımdaki insanların yaşadıklarını kaleme alıp onlara dair bir şeyler karalamayı seviyorum. _ Şairlerin en çok işlediği konular vardır, bunlar aşk ve acıdır. Aşk ve acı nedir sizin için kısaca belirtir misiniz? =Aşk kutsaldır, bir inancın yüceliğidir, geniş bir perspektifle bakıldığında içinde çok şey barındırır. Onun içini doldurma, ona anlam katmak insanın elinde olan bir şey, ya dolduracak ya da içini boşaltacaksınız. Aşk zamanını bilmeyen, tarifine güç yetmeyen, yeri geldi mi mutlu eden, yeri geldi mi acıtan, yeri geldiğinde her şeyi ardında bırakıp bilmediğin yerlere sürülmektir. =Bedenin bir parçasına dokunulunca hissedilen ağrı, birde ruhani ağrılar vardır, bunar acının hissiyatlarıdır. İnsanın isteği dışında gelişen, insanı zayıf düşüren, hayata kötü yönde etki eden olumsuzluklardır. Zamanla insanı olgunlaştırır, zamanla da eritir. Acı ketum bir şeydir, yaşamın gerçek yüzüdür, hissedilen ağrıların en büyüğüdür bazen. Acı çektiğimiz zaman ölmeliyim dediğimiz anlarımız bile olmuştur ama yine ölmemiş yaşama direnç göstermişizdir. _ Son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı? =Bu keyifli sohbet için çok teşekkür ediyorum, sorulan sorulara yeteri kadar cevap olabilmiş, yarına dair güzel bir şeyler taşımış ve bunu paylaşmışsam ne mutlu bana.


Hit:169
12.05.2007 18:04:47


Diğer Haber Başlıkları